TIBBİ ACİLLER

Kalp Krizi : Akut tıbbi acillerin en iyi örneği ani kalp krizidir. Genellikle önceden bir belirtisi yoktur.

Semptomlar ani başlar, hızla belirtiler gelişir ve agresif tedavi gerektirir. Tedavi edilmediği taktirde ritim bozukluğuna bağlı ani ölüm, kalp yetmezliği veya şok gelişir.

Semptom ve belirtileri

  1. Sebebi bilinmeyen ani halsizlik, bulantı hissi, soğuk terleme

2. Sıkışma veya ezilme şeklinde hissedilen göğüs ağrısı

3. Bayılma           

4. Kalp ritim bozukluğu

5. Akciğerde sıvı toplanması        

6. Ani ölüm

Ani ölümle sonuçlanmayan ani kalp krizlerinin çoğunda göğüs ağrısı vardır. Bu ağrının genel özellikleri şöyle sıralanabilir:

  1. Yeri göğüste ve iman tahtası kemiğinin (sternum) altındadır.
  2. Sıkıştırıcı, ezici karakterdedir, göğüste ağırlık veya basınç hissi olarak tarif edilir.
  3. Genellikle 30 dakikadan uzun sürer.
  4. Egzersizden bağımsız gelişebilir, dinlenmekle ve dilaltı nitrogliserin ile geçmez. 5.Ağrı çeneye, sol veya her iki kola ya da mideye doğru yayılabilir.

Ani kalp krizinde acil tıbbi bakım : Ani kalp krizinden şüphelenilen ve bilinci açık hastaya yapılacak acil tıbbi yardımın adımları şunlardır.

1.Hastayı sakinleştirmek                             

2.Hasta hakkında bilgi almak

3.Hastanın konforunun sağlanması         

4.Oksijen verilmesi         

5.Hastaneye nakledilmesi

Felç : Beyne giden kan akımı beyin dokusunu hasara uğratacak kadar kesildiğinde yaşanan tıbbi duruma felç denir. Sıklıkla yüksek tansiyon, kalp hastalığı veya damarlarında ateroskleroz (damar sertliği) olan orta yaş ve üstü yetişkinlerde görülür. Beyne giden kan akımını kesintiye uğratan ve beraberinde oksijen ve glikozun ulaşmasına engel olan durumlar şunlardır:

  1. Beyin damarlarında pıhtılaşma (tromboz)

Semptom ve belirtileri : Beyin içindeki atardamarların başka bir vücut bölümünden kaynaklanan pıhtı ile tıkanması durumunda, ani kasılmalarla seyreden nöbetler, ekstremiteleri (kol ve bacaklar) hareket ettirememe (paralizi) veya bilinç kaybı görülür.

  1. Baş ağrısı
  2. Bedenin bir tarafındaki ekstremitelerden biri ya da her ikisinde, nadiren de her iki tarafındakilerde paralizi
  3. Sersemleşme, bilinç bulanıklığı veya koma
  4. Konuşma ve görme bozukluğu              
  5. Yutma veya solunum zorluğu
  6. Kasılmalar ve nöbetler   
  7. Yüzde mimik ve hareket kaybı

Felçte acil tıbbi bakım : Felçli hastaların solunumu, nabzı ve kan basıncı yakın takip edilmelidir. Solunum ve yutma kaslarının etkilendiği durumlarda solunum zorluğu yaşanır, düzensiz ve yavaş solunum varlığında oksijen verilmelidir. Beraberinde nabız düzensizliği olması embolizm olasılığını düşündürmelidir. Nabız düşük ve kan basıncı yüksek ise kafa içi basınç artışı akla gelmelidir. Bu durumdaki hastanın durumu çok acildir ve hızla hastane bakımı gerekmektedir.

Nefes Darlığı : Nefes darlığı (dispne) veya solunum zorluğu göğüs yaralanmalarının ana semptomlarından biridir. Göğüs yaralanmaları ile solunum yolu tıkanıklıkları dışında akciğerleri etkileyen aşağıdaki durumlarda da alveollerden (hava kesecikleri) oksijen ve karbondioksitin normal değişimi bozulur ve nefes darlığı görülür:

1.Alveollerde sıvı birikmesi veya enfeksiyon

2. Alveollerin hasara uğraması

3.Ana hava yollarının (bronşlar) spazm veya mukus ile dolması

Akciğerde bu bozulmaları yaparak nefes darlığına neden olan acil tıbbi durumlar şunlardır:

1.Üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı solunum yollarında daralmalar

2.Ani gelişen akciğer ödemi (sıvı toplanması)

3.Astım veya alerjik reaksiyonlar

4.Akciğer atardamarının pıhtı ile tıkanması (pulmoner emboli)

5.Hiperventilasyon

Semptom ve belirtileri : Üst ve alt solunum yollarını etkileyen enfeksiyonlar solunum yollarında ödeme neden olurlar. Grip, difteri, larenjit ve zatürre (pnömoni) bunlar arasındadır. Burun tıkanıklığı, ses kısıklığı, öksürük, hızlı nefes alıp verme gibi belirtiler görülür.

Nefes darlığında acil tıbbi bakım : Ani gelişen pulmoner ödem kalp krizini takiben geliştiyse, tedavi bu yönde sürdürülür. Pulmoner ödeme neden olabilen diğer hâllerde ve pulmoner embolide, hasta rahat nefes alabileceği oturur pozisyona getirilir, hava yolundaki sekresyonlar temizlenir ve oksijen verilir. Bilinci kapalı hastalarda tam solunum desteği sağlanmalıdır.

Diyabetik Aciller : Beyin hücrelerimiz başta olmak üzere tüm hücrelerimizin düzenli çalışması için glikoz veya şekere ihtiyaçları vardır. Glikoz yerine vücuttaki yağ enerji olarak kullanılır, metabolize olan yağ ise aseton, ketonlar ve yağ asitlerine dönüşür. Tedavi edilmezse ketoasidoz ve diyabetik koma gelişir.

Semptom ve belirtileri : Tıbbi tedavisi aksayan, insülin dozunu ayarlayamayan, aşırı yiyen veya bir enfeksiyon geçiren diyabet hastalarında gelişen diyabetik komanın belirtileri şunlardır:

  1. Hızlı ve derin iç çekişli solunumla birlikte hava açlığı
  2. Aşırı sıvı kaybı bulguları (sıcak ve kuru cilt, içe çökmüş gözler)
  3. Nefeste aseton kokusu 4.Hızlı ve zayıf nabız 5.Hafif düşük veya normal kan basıncı 6.Uyaranlara cevapsızlık

Kanda glikoz miktarının yetersizliği ile gelişen insülin şokunun belirtileri ise şöyledir:

1.Hızlı veya normal solunum

2.Nemli ve soluk cilt

3.Terleme

4.Baş dönmesi

5.Baş ağrısı

6.Normal kan basıncı      

7.Saldırgan veya olağan dışı davranışlar

8.Açlık hissi

9.Bilinç kaybı, bayılma, kasılmalar, koma

Diyabetik acillerde acil tıbbi bakım : Diyabet komasındaki hastanın damardan sıvı ile beslenmeye, insüline ve diğer bazı ilaçlara ihtiyacı vardır. Hasta acilen hastane ortamına ulaştırılmalıdır. İnsülin şokundaki hasta ise glikoz ihtiyacı içindedir. Bilinci açık ise şeker veya şekerli sıvılar hızla düzelme sağlar. Hasta düzelse dahi hastaneye götürülmelidir.

Akut Batın : Batın bölgesini ilgilendiren hastalık ve yaralanmalar genellikle şiddetli karın ağrıları ile karakterizedir. Batın içi organları çevreleyen periton isimli zarın ani irritasyonuna neden olan durumlar akut batın olarak tanımlanır.

Semptom ve belirtileri : Batında hassasiyet, gerginlik, şişkinlik ve ağrı temel belirtilerdir. Bunların yanı sıra iştahsızlık, bulantı ve kusma, ateş ve kabızlık eşlik eder.

Akut batında acil tıbbi bakım : Akut batın belirtileri gösteren kişilere ağızdan besin, içecek, uyku verici ve ağrı kesici ilaçlar verilmemelidir. Acil bir operasyon gerektiğinde midenin dolu olması ek sorunlara neden olacaktır.

Radyasyon Yaralanmaları : Radyolojik kaza ise, kapalı veya açık bir radyasyon kaynağından çevreye iyonizan radyasyonun veya radyoaktif materyalin kontrolsüz şekilde salınması olarak tanımlanır.

Semptom ve belirtileri : Radyasyon vücutta belli bir bölgeyi etkilediyse, etkilenen alanda alınan doza bağlı olarak şu bulgular görülür:

  1. Kızarıklık         

2. Yanma, kaşınma           

3. Su kabarcıkları            

4. Radyasyon yanığı

5. Kıl dökülmesi

Akut radyasyona maruz kalan kişide;

1.Hâlsizlik, isteksizlik, bitkinlik                   

2.Şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi

3.Mide bulantısı, kusma                             

4.Ateş yükselmesi           

5.Kanlı ishal görülür.

Radyasyona birkaç dakika ile birkaç saatlik kısa sürede, tek seferde yüksek düzeyde radyasyona maruz kalmakla oluşan belirti ve bulguların tümüne akut radyasyon sendromu (ARS) denir. En çarpıcı kısa ve uzun dönemli etkileri şunlardır:

1.Beyaz kan hücrelerinde (lenfositler) azalma                  

2.Saç dökülmesi              

3.Kısırlık

4.Mutasyon (kalıtımsal hasar)                                                

5.Kanser                            

6.Kemik iliği hasarı

7.Göz lensinde puslanma (katarakt)                                     

8.Lösemi (kan kanseri)

Radyasyon yaralanmalarında acil tıbbi bakım : Bu kişilerin çoğu yaralı değil, sadece kontaminedir. Kontamine kişilerin, hastaneye aynı anda müracaat edip sistemi kilitlemelerine izin verilmemelidir. Yapılması gereken; radyasyona maruz kalan kişilerin hızla bölgeden uzaklaştırılması, arındırma, oluşan paniğin tıbbi yönetimi ve kamuoyunun bilgilendirilmesidir. Arama ve kurtarma faaliyetlerinde çalışanların radyasyondan etkilenmiş alanda korunması, etkilenen kişilerin en etkin tıbbi bakımın ve nakillerinin sağlanması, nakil sırasında ve hastanede kontaminasyonun yayılmaması için şunlara uyulur:

  1. Çalışmalarda görev alanlar maske, koruyucu giysi, başlık ve eldiven kullanmalı, bunların da kenarları bantlanmalıdır.
  2. Çalışanlar dönüşümlü olarak çalışmalıdır.
  3. Tüm çalışanlara kişisel, direkt okunan radyasyon dozimetreleri temin edilmelidir.
  4. Görev yapan tüm çalışanlar işlemler bittikten sonra radyasyon taramasından geçirilmelidir.
  5. Hastaların nakledildiği hastanelerde radyasyon izolasyon odası olmalıdır.
  6. İzolasyon odasında hava sirkülasyonu engellenmeli, drenaj sistemi olan bir küvet veya hasta masası, atık su ve kontamine olmuş her türlü malzeme için uygun kap ve plastik torbalar bulundurulmalıdır.

Radyasyona maruziyette arındırma, yanık tedavisi ve iyot kullanımı önemlidir. Arındırma işlemi sırasında:

1.Ilık su, sabun, yumuşak fırça, sünger, su geçirmez plastik örtü, bant, havlu, çarşaf kullanılır.

2.Temiz malzeme akışının, temizden kirli bölgeye doğru olması sağlanır.

3.Arındırma işlemine varsa açık yaralardan başlanır, sonra en çok kirli alana geçilir.

Arındırma işlemlerinde takip edilmesi gereken adımlar şunlardır

  1. Alandaki herkesin radyasyon ölçümü yapılır.
  2. Acil servisin dışında bir triaj alanı oluşturulur. İlk önce tıbbi triaj, sonra radyasyon maruziyeti ve kontaminasyon için triaj yapılır.
  3. Radyasyona maruz kalan kişinin tüm giysileri çıkarılıp korumalı bidon ya da plastik torbaya koyulur, ağzı kapatılır ve emniyetli bir şekilde depolanır. Bu şekilde, kontaminasyon % 95 oranında azaltılır.
  4. Mümkünse kontaminasyonu en aza indirmek için bıyık, sakal ve saçlar, elektrikli makine yardımı ile traş edilir.
  5. Maruz kalan kişiden biyolojik örnek (nazal sürüntü, kan sayımı vb.) alınır.
  6. Ciddi yaralanması olmayanlara duş aldırılır.
  7. Ciddi yaralanması olanlara sedye veya operasyon masasında banyo yaptırılır.

Crush (Ezilme) Sendromu : Ezilme (“crush”) sendromu kas travmasına bağlı rabdomiyoliz (kas hasarı) sonrasında ortaya çıkar. Rabdomiyolizde, çizgili kas hücresi içinde bulunan ve kan dolaşımına girdiklerinde farklı dokulara ve özellikle de böbreklere zarar veren maddeler açığa çıkar. Ek olarak kan kaybı, dolaşımın ve sıvı alımının bozulması ile böbrek kan akımı da azalır. Sonuçta ezilme sendromu ve akut böbrek yetersizliği (ABY) bu zeminde gelişir.

Semptom ve belirtileri : Travma bölgesinde ağrı, ödem, kanama ve enfeksiyon görülebilir. Yaralının idrar çıkarması azalmıştır ve rengi kirli kahverengidir. Ancak, yaşamsal önemi olan bulgu kan potasyum düzeyinin artışıdır (hiperpotasemi).

Crush sendromunda acil tıbbi bakım : Serbest olan ekstremitelerden birine ulaşılıp en kısa sürede damar yolu açılmalı ve damardan sıvı verilmeye başlanmalıdır. Potasyum içeren sıvılardan kesinlikle kaçınılmalıdır. Sıvı tedavisine kurtarma işlemi süresince ve her hasta aşağıdaki kriterlere göre ayrı ayrı değerlendirilerek devam edilir:

  1. Kurtarma süresi: Kurtarma işlemi iki saatten uzun sürerse sıvı verilme hızı yarıya düşürülür (0.5 litre/saat).
  2. Yaş : Yaşlılarda daha az            
  3. Kilo : Zayıflarda daha az
  4. Travmanın ağırlığı : Hasarlanmış kas kitlesi küçük ise daha az
  5. Hava sıcaklığı : Soğuk havada daha az
  6. İdrar miktarı : İdrar çıkışı azsa daha az
  7. Fizik muayene bulguları : Susuz kalma bulguları varsa daha fazla

Acil Yardımın Psikolojik Yönleri : Profesyonel desteğin kolay ulaşılabilir olmadığı böyle bir ortamda yapılacak psikolojik ilk yardım ile bireylere bu dönemi atlatmalarına destek, uzun dönemli kalıcı hasarlar oluşmasına engel olunabilecektir.

Semptom ve belirtileri

  1. Duygusal tepkiler: şok, öfke, çaresizlik, boşlukta hissetme, hissizlik, panik, aşırı korku hâli, suçluluk, yas, ümitsizlik, asabiyet, karamsarlık, dissosiyasyon (bölünme, ayrışma), değersizlik hissi, panik ve utanç.
  2. Bilişsel (düşünsel ve düşünce akışında) tepkiler:konsantrasyon bozukluğu, karar vermede zorlanma, hafıza sorunları, yanlış inançlar geliştirme, düşüncelerde karışıklık veya düzensizlik, yaşadıklarını çarpıtma veya değiştirme, öz saygısını yitirme, kendine inancını yitirme, kendini suçlama, istenmeyen ve önlenemeyen düşüncelere ve anılara maruz kalma.
  3. Fiziksel tepkiler:Yorgunluk, bitkinlik, uykusuzluk, uyku düzeninde bozulma, aşırı uyuma, uyuyamama, uykuyu sürdürememe, tedirginlik, yaygın ağrılar, baş ağrıları, cinsel istekte azalma, iştahsızlık, bağışıklık sisteminin bozulması, mide ve barsak sorunları, gerginlik, çarpıntı, bulantı, baş dönmesi, göğüs ağrıları.
  4. Davranışsal tepkiler:Olayı hatırlatan uyaranlardan kaçınma, yerinde durmama, ani irkilmeler, madde kullanımı.
  5. Sosyal tepkiler: Sosyal geri çekilme, kişiler arası ilişkilerde çatışma ve sorunlar (aile, okul, iş, evlilik), güvensizlik, şüphecilik, yargılama, suçlama.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Diğer Sorunlar : TSSB, şiddetli bir travmatik olayın ardından kişinin yaşamının ya da fiziksel bütünlüğünün tehdit altında olmasından, yoğun bir korku hissi ve dehşet duygusu yaşamasından ve çaresizlik hissi duymasından kaynaklanır.

TSSB üç ayrı şekilde görülebilir 1.Akut travma sonrası stres bozukluğu: Belirtiler üç aydan kısa sürer. 2.Kronik travma sonrası stres bozukluğu: Belirtiler üç aydan uzun sürer.

3.Gecikmeli başlangıçlı travma sonrası stres bozukluğu: Belirtiler en az altı ay sonra başlar.

Mağdurlarda travmatik olayların ardından TSSB’den başka şu sorunlar da görülebilir

  1. Dissosiyasyon (bölünme, ayrışma); mağdur gayesiz ve amaçsızdır, gerçeklik hissini kaybetmiştir, benlik yitimi ve unutkanlık ön plandadır.
  2. Travmayı istemeden yeniden yaşantılama; olayın en acı ve sıkıntılı bölümleri hatırlamak istemeden akla gelir, gerçekten o anı yeniden yaşıyor, görüyor olduklarını ifade ederler.
  3. Kaçınma; travmatik olayın olduğu yerden ve onu hatırlatan her şeyden uzak durma zamanla yaşamla ilgili etkinlere katılmamaya götürür.
  4. Tedirginlik ve aşırı uyarılma hâli; zihinsel ve fiziksel olarak aşırı uyarılmışlık (hızlı kalp atışı, sık soluk alıp verme, avuç içlerinin terlemesi, konsantrasyon bozukluğu, uyku problemleri), kas, sırt, karın, kasık ağrıları görülür.
  5. Endişe (kaygı); kişi sürekli bir tehlikeye maruz kalıyormuş gibi, kaçınma ve dissosiyasyon benzeri tepkiler verir.
  6. Depresyon; değersizlik hissi, kaybedilen kişiye özlem, günlük yaşama ilgiyi kaybetme, motivasyon kaybı, uyku problemleri, kronik yorgunluk, aşırı kilo alma verme, aşırı huzursuzluk, aşırı yavaşlık, aşırı suçluluk duygusu, tekrarlayan ölüm düşünceleri kişiyi günlük hayatını sürdüremez hâle getirir.
  7. Madde kullanımı; ilaç, uyuşturucu, alkol vb. maddelere bağımlılık gelişebilir.

Psikolojik İlk yardım :Psikolojik ilk yardım, ciddi bir kriz durumunun kişiler üzerinde yarattığı olumsuz etkileri en aza indirmek, onların güçlüklerle baş edebilmeleri, normal yaşamlarını sürdürebilmeleri, psikolojik ve sosyal anlamda güçlendirilmeleri amacıyla yürütülen koruyucu müdahalelerdir.

Psikolojik ilk yardım temel beş prensip üzerinden yürütülür

1.Güven duygusu vermek           

2.Sakinleştirmek

3.Öz yeterlilik ve toplumsal yeterlilik duygusunu teşvik etmek

4.Bağlantılı olma duygusunu geliştirmek                                                                               

5.Umut aşılamak

Psikolojik ilk yardımın evreleri

  1. Koruma: Mağdurların olay mahallinden en hızlı şekilde uzaklaşmaları sağlanır. Kendilerini etkileyebilecek uyaranları ne kadar az görür, koklar, tadar, duyar ve hissederlerse etkilenmeleri de o kadar az olacaktır.
  2. Yönlendirme: Yaşananların etkisiyle mağdurlar sağlıklı düşünemeyebilir, şokta olabilir ya da kişilik bölünmesi yaşayabilirler. Nazik, sakin ve bilgilendirici yönlendirmeler yapılarak ortamdan uzaklaşmaları sağlanır.
  3. İletişim kurmak: Mağdurlar yaşadıkları nedeniyle korkmuş, hatta ortamla tüm bağlarını koparmış olabilirler. Sakin, destekleyici, anlayışlı, yargılamadan uzak, beden diliyle de desteklenmiş sözlü iletişim kurulmaya çalışılmalıdır.
  4. Aciliyete göre sıralamak: Olaydan hemen sonra gelişebilen panik hâli ya da yas tepkisini atlatabilmeleri için kriz yönetimine gerek olabilir. Böyle durumlarda mağdurla onu gerçekten anlayabildiğinizi ve acısını hissedebildiğinizi belli eden bir ilişki kurulmalıdır.
  5. Yanında olma: Mağdurun sadece yanında olunarak da yalnız olmadığını hissetmesi sağlanabilir ve yaşadığı psikolojik etkileri atlamasına yardımcı olunabilir.

Psikolojik ilk yardımda etkili iletişim : Esas olan, mağdurun yaşadıklarını, duygularını ve bakış açısını dile getirmesine fırsat vermek, bunlara saygı duymak, değerli olduğunu hissettirmek ve anlamaya çalışmaktır.