Devlet Kavramının Tanımı

Orta Çağ’da İslam dünyasında, otorite sahipleri manasında idare edenler için “Eshabüddevle” ifadesi kullanılmıştır.

Türkçeye, “elden ele geçen” anlamına gelen Arapça “devl” kelimesinden türetilen devlet kelimesi, ilk anlam olarak TDK sözlüğünde şu şekilde tanımlanmıştır: “Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık”. Sonraki anlamları ise; “büyüklük, mevki, mutluluk ve talihtir”. İlk defa 1899’da basılan Kamus-ı Türki’de ise ilk anlam olarak devlet, “baht, talih, saadet, nimet ve servet” şeklinde tanımlanmıştır.

Devletlerin Kurulması ve Sona Ermesi

Günümüzde devletlerin kurulmasının iki yolu bulunmaktadır: Barışçıl yol ve kuvvet kullanma yolu. Barışçıl yolların en yaygın olanı Birinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan Milletler Cemiyeti bünyesinde kurulan manda sisteminden devletlerin bağımsızlığını ilan edebilmesinin hukuki alt yapısını sağlayan self-determinasyon ilkesidir.

Devletlerin yaygın olarak kurulma şekli kuvvet kullanma yoludur. Kuvvet kullanma yolunda ülkenin bir kısmı diğer kısmından ayrılarak hem iç işlerinde hem de dış işlerinde bağımsız egemen bir otorite kurmak ister.

Devletlerin sona ermesi de barışçıl yollarla ya da kuvvet kullanma yoluyla olabilir. İster barışçıl yollarla olsun isterse de kuvvet kullanarak olsun devletlerin sona ermesinde belirleyici olan husus unsurların kaybıdır. Devletlerin millet, ülke ve egemenlik olmak üzere üç unsurdan oluştuğu ifade edilmişti. İşte bu üç unsurdan birinin ortadan kalkması devletlerin sona ermesi için yeterlidir.

Devletin Hukuki Kişiliği ve Bunun Sonuçları

Devletin kendi unsurlarından bağımsız devlet tüzel kişiliğine sahip olmasının çeşitli sonuçları vardır:

DEVLETİN KÖKENİ HAKKINDA TEORİLER

İlahi Hukuk Teorisi: Bu teoriye “yaratılış teorisi” ismini vermek de mümkündür. Devletin kaynağı ve niteliği bir yaratıcıya dayandırılmaktadır. Devlet, Tanrı tarafından yaratılmış ve Tanrı insanların yönetilmesi görevini bir kişiye, aileye veya gruba vermiştir.

Aile Teorisi: Antik Yunanlı Aristo, Romalı Cicero ve 16. yüzyılın önemli düşünürü Bodin bu teorinin başlıca savunucusudur. Devlet, çekirdek ailenin zamanla büyümesi ve aynı kandan oluşan ailelerin birleşerek genişlemesi suretiyle oluşmuştur.

Biyolojik Teori: Bu görüş savunucularına göre devlet, biyolojik gelişmenin bir aşamasından ibaret olan ve canlı bir varlık olarak kabul gören, kendiliğinden meydana gelen ve diğer canlılar gibi doğan, büyüyen ve nihayet varlığını kaybeden büyük bir organizmadır.

Ekonomik Teori: Fikri temelleri bilimsel sosyalizme dayanan bu teoriye “Marksist Devlet Teorisi” de denilmektedir. Ekonomik teoriye göre insanlar ekonomik sebeplerin etkisiyle hareket ederler ve devlet, ekonomik olayların sosyal ve siyasal olaylara etkisi sonucunda ortaya çıkmıştır.

Sosyal Sözleşme Teorisi: Bu teori devletin kaynağını insan aklına ve iradesine dayandırır. İnsanlar devlet henüz ortaya çıkmadan önce doğal yaşam döneminde (tabiat hâli de denilen bir dönemde) hayatlarını sürdürüyorlardı. Bu dönemde olan bir “şey” sebebiyle insanlar kendi iradeleriyle bu dönemden çıkmaya karar verdiler.

BAŞLICA DEVLET ANLAYIŞLARI

Liberal Devlet: Felsefi temelleri büyük oranda John Locke ve onun sosyal sözleşme teorisine dayanan liberal devlet, devletin görevlerini mümkün olan en dar alana çekerek, bireylerin en geniş özgürlük alanından yararlanması gerektiğini ileri süren devlet anlayışıdır.

Sosyalist Devlet: Felsefi temelleri önemli ölçüde Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından atılan sosyalist devlet, kamusallaştırılmış bir devlet modelidir. Devlet bütün bir iktisadi alanı kendi kontrolü altına alır.

Sosyal Devlet: Sosyal devlet liberal devletin dönüşümü sonucunda ortaya çıkmış hem siyasal hem de hak ve özgürlükler anlayışı bakımından liberal devletin temel ilkelerini, temel yapısı ve kurumlarını korumuştur.

DEVLETİN UNSURLARI

Millet

Millet, devletin beşerî unsurudur ve bir devletin kurulabilmesi için gerekli olan ilk şeydir. Bu unsurun açıklanmasında “halk, toplum, ulus, millet” gibi kavramlar da kullanılmaktadır.

Objektif millet anlayışının felsefi temelleri Fransız düşünür Gobineau tarafından atılmış olmasına rağmen en etkili örneğini Nazi Almanya’sı gösterdiği için buna Alman ırk anlayışı da denilmektedir.

Sübjektif millet anlayışı Fransız yazar Renan tarafından ilk defa dile getirilmiştir. Düşünüre göre “birlikte acı çekmiş, sevinmiş ve birlikte umut etmiş olmak” milleti ortaya koyar. Bu anlayışa göre insanları birbirine bağlayan unsurlar mazi, hatıra, amaç, ideal, istikbal, ülkü birliği gibi sübjektif unsurlardır.

Kan esasına göre vatandaş olmak için, o devletin vatandaşı olan bir kişiden doğmak gerekir. Toprak esasında ise o devletin sınırları içerisinde doğmak yeterlidir. Kimi devletler kendi vatandaşlarıyla evlenen yabancı devlet vatandaşlarına da vatandaşlık hakkı tanımaktadır. Bu farklı kazanım yollarından kaynaklanan birden çok vatandaşlıktan söz etmek mümkündür. Buna “çifte vatandaşlık” denilmektedir.

Ülke

Devletin ikinci unsurunu oluşturan ülke, sınırlandırılmış coğrafi mekânı karşılamaktadır. Devletin üzerinde egemenlik tesis ettiği alan olan ülke, üç boyutlu olup bunlara devletin kara ülkesi, deniz ülkesi ve hava ülkesi denilmektedir.

Kara ülkesi, devletin egemenliği altındaki toprak parçasından oluşur ve her devlet muhakkak bir kara ülkesine sahip olmalıdır.

Deniz ülkesine ise, su sahası veya su ülkesi de denilmektedir. Deniz ülkesi, deniz, boğaz, kanal, akarsu ve göl gibi çeşitli alt unsurlardan oluşabilir.

Son olarak bir devletin hava ülkesi (veya hava sahası), devletin kara ülkesi ve deniz ülkesi üzerinde yer alan hava sahasını kapsamaktadır.

Egemenlik

Devletin oluşabilmesi için millet şeklinde ifade ettiğimiz insan topluluğunun, coğrafi mekânı anlatan ülke üzerinde egemenlik kurması gerekir. Egemenlik en üstün buyurma gücüdür. Egemenliğin iç ve dış olmak üzere iki farklı cephesinin bulunduğundan bahsetmek gerekir. İç egemenlik siyasal iktidarın ülke sınırları içerisinde var olan diğer sosyal iktidar odaklarından daha üst düzeyde olması ve kendi dışındaki tüm iktidar odaklarına hükmedebilmesidir. Dış egemenlik ise devletin, öteki devletlerle hukuki anlamda eşit olması ve diğer devletlere bağımlı olmaması anlamına gelmektedir.

DEVLET ŞEKİLLERİ

Üniter Devlet: “Tek yapılı”, “basit yapılı” veya “tekil devlet” şeklinde de adlandırılan üniter devlet, güçlü bir merkezi otoriteye sahip ve bütün yetkilerin başkent teşkilatında tutulduğu devlet şeklidir. Tek bir yasama, yürütme ve yargı organı ve tek bir anayasası vardır.

Bölgeli Devlet: Bölgeli devlet üniter devlet ile federal devlet arasında bir modeldir. Başkent teşkilatının klasik anlamda üniter devletten daha yetkisiz, bununla birlikte federal devletin başkent teşkilatına nazaran çok daha yetkili olduğu devlet türüdür.

Federal Devlet: Federal devlet, federe devletlerin birleşiminden oluşmaktadır. Her bir federe devlet, ülke, millet ve egemenlik şeklindeki devlet olmanın tüm unsurlarını taşırlar. Her biri bağımsız birer devlet olan federe devletler uluslararası kimliklerini ise federal devlete bırakmışlardır. Federal devlet bir anayasaya sahiptir.