TEMEL YAŞAM DESTEĞİ

Solunumu ve/ veya kalbi durmuş kişide, hayatın devam edebilmesi için bir an önce solunumun ve dolaşımın yeniden sağlanması gerekir. Solunumu ve/ veya kalbi durmuş kişide suni solunum ile akciğerlere oksijen gitmesini, dış kalp masajı ile kalpten kan pompalanmasını sağlamak için ilaçsız ve tıbbi malzemesiz yapılan uygulamalara temel yaşam desteği denir. İlaç ve tıbbi malzeme kullanarak hatta gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahaleleri de kapsayan solunum ve dolaşımın sağlanmasına yönelik uygulamalara ileri yaşam desteği denir. Toplum bireylerinin, temel yaşam desteği (TYD) gereksinimi her an her yerde oluşabilir.

TYD’nin amacı, kalp durmasının altında yatan neden geri döndürülünceye kadar yeterli solunum ve dolaşımın sürdürülmesidir.

TEMEL YAŞAM DESTEĞİ

TYD’nin amacı, kalp durmasının altında yatan neden geri döndürülünceye kadar yeterli solunum ve dolaşımın sürdürülmesidir.

Toplumların çoğunda acil yardım servislerinin haberdar edilmesinden, acil yardım servislerinin kazazedeye ulaşmasına kadar geçen zamanda müdahaleye başlama süresi 8 dk. veya daha uzundur. Bu dönemde kazazedenin hayatta kalma şansı yaşam zincirinin ilk 3 halkasının çevrede bulunanlar tarafından erken başlatılmasına bağlıdır. Yaşamı tehdit eden acil bir durumda kazazedenin sağ kalım olasılığını uygulanan yasam zincirinin gücü belirler, zincirin gücü ise en zayıf halkasının gücü kadardır. Bu nedenle yaşam kurtarma zincirinin beş halkası da kuvvetli olmak zorundadır

Yetişkinlerde sağ kalım zinciri halkaları şunlardır:

Çocuklarda sağ kalım zinciri halkaları şunlardır:

Çocuklarda temel yaşam desteğini, ilk üç halka oluşturur. Çocuklarda bu halkalarda en önemli halka, zararların önlenmesi olup koruyucu tedbirler alınmalıdır.

Erişkin Temel Yaşam Desteği Bilinç kontrolü

Hasta veya yaralı sert bir zemine sırt üstü yatırılmalıdır. Sırt üstü pozisyona getirilirken baş- boyun ve gövde ekseni bozulmadan çevrilmelidir, ancak baş boyun yaralanma şüphesi varsa çok gerekli olmadıkça pozisyon değiştirilmemelidir. Hasta /yaralının omzuna yavaşça dokunulmalı “Nasılsınız?” “İyi misiniz?” diye sorulmalıdır.

Bilinç kontrolü, hasta/yaralının omzuna yavaşça dokunularak “Nasılsınız?” “İyi misiniz?” diye sorularak yapılmalıdır.

Bilinç açık, cevap veriyor ise güvenli bir pozisyon verilmeli veya bir tehlike söz konusu değilse olduğu pozisyonda bırakılmalıdır, yardım gelene kadar sık sık tekrar değerlendirilmelidir.

Bilinç açık, solunum sıkıntılı ise yabancı cisim aspirasyonu düşünülmelidir ve buna yönelik ilk yardım uygulamaları hemen yapılmalıdır.

Dolaşımı ve solunumu etkili, ancak bilinci kapalı ise hava yolunu açık tutmak ve aspirasyon riskini azaltmak için derlenme pozisyonu (Recovery Pozisyonu) verilmelidir.

Bilinç kapalı solunum yok ya da anormal soluyorsa (gasping) ise, kazazede solumuyor veya ara sıra anormal solunum hareketleri ya da zayıf solunum çabaları var ise, hasta sırt üstü yatar pozisyonuna getirilmeli, acil yardım aranmalı, dolaşım değerlendirilmeli ve göğüs kompresyonuna başlanmalıdır.

Bildirme

Olay / kaza mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde telefon veya diğer kişiler aracılığı ile gerekli yardım kuruluşlarına bildirilmelidir. Türkiye’de ilk yardım gerektiren her durumda telefon iletişimleri, 112 acil telefon numarası üzerinden gerçekleştirilir.

Temel Yaşam Desteği Bileşenleri

Dolaşımın değerlendirilmesi (C): Dolaşımın olup olmadığının anlaşılmasının en etkin yolu 10 saniye içinde karotis nabzının kontrolüdür. Karotis arterin lokalizasyonu için, bir el ile başın geriye pozisyonu sürdürülürken, diğer elin 2- 3 parmağı ile trakea lokalize edilmeli, sonra parmaklar trakea ile sternokleidomastoid kası arasındaki oluğa doğru kaydırılmalıdır. Her iki karotis arterin aynı anda palpasyonu, beyin kan akımını etkileyebileceğinden önerilmemektedir. Nabız palpasyonunda karotis arterin alternatif ise femoral arterdir. 2005 yılında yayınlanan kılavuzda arrest sırasında kazazedelerin çoğunda anormal solunum olduğu ve normal solunumla karıştığı ileri sürülerek, şuursuz ve normal solumayan her kazazedeye nabız kontrolü yapılmadan Kardiyopulmoner resüstasyona (KPR) başlanması önerilmiştir.

Kalp masajı: Kalp masajı uygulama basamakları aşağıdaki şekilde sıralanmaktadır:

Kalp masajında, göğüs kemiğine 5 cm çökecek şekilde basınç uygulanır

Hava Yolu Açıklığının Değerlendirilmesi (A): Bilinci kapalı bütün yaralılarda hava yolu açıklığı kontrol edilmeli ve aşağıdaki işlem basamakları uygulanmalıdır.

Hava yolunu açmak için hasta veya yaralıya, travma bulgusu yok ise baş-çene pozisyonu verilmelidir.

Solunumun Değerlendirilmesi ( B): Solunumun kontrolü için “Bak, dinle,hisset” yöntemi zaman kaybı olarak düşünülmesi nedeniyle kullanılmamaktadır. İlkyardım uygulayacak kişi kardiyak arrest işaretlerini belirlemek için bilinç durumunu kontrol ederken kısaca solunumu da kontrol eder. 30 göğüs basıncından sonra tek kurtarıcı hastanın hava yolunu açar ve 2 soluk verir. Yetişkinde suni solunum, ağızdan ağza, ağızdan buruna, ağızdan maskeye ve ağızdan stomaya şeklinde yapılabilir. Suni solunumda akciğerlere 400- 600 ml hava gidecek şekilde ya da yaralının veya hastanın göğsünü yükseltmeye yarayacak kadar her biri 1 saniyede 2 kurtarıcı nefes verilmelidir.

Ağızdan Ağıza suni Solunum: Bir el alına yerleştirilerek diğer el ile alt çene yukarı doğru kaldırılır. Alında bulunan elin, baş ve işaret parmakları ile burun kanatları sıkıca kapatılır. Bu sırada baş çene pozisyonu korunmalıdır. Hasta veya yaralıdan, bulaşabilecek enfeksiyonlara karşı korunmak amacıyla hasta veya yaralının ağzına steril gazlı bez vb. malzeme yerleştirilir. Normal bir nefes alınır ve ağız, hasta veya yaralının ağzına hava dışarı çıkmayacak şekilde yerleştirilerek 1 nefes verilir. Verilen nefesin göğüs kafesini yükseltip yükseltmediği gözlemlenir ve akciğerlerin direnci hissedilir. Nefes verildikten sonra nefesin kendiliğinden geri çıkabilmesi için hasta veya yaralının ağzı ve burnu açık bırakılmalıdır. Nefes verme sırasında yükselen göğüs kafesinin inişi gözlenmelidir.

Ardından ikinci nefes verilir. Verilen her nefes sonrası ekspirasyon için süre verilmelidir. Yetişkinlerde verilecek hava miktarı 500- 600 ml, verilen her bir nefesin hızı da 1 sn.nin üzerinde olmalıdır. Verilen her nefes, doğru bir şekilde verilirse % 16- 18 oranında oksijene sahiptir. Eğer göğüs kafesi verilen nefese rağmen yükselmiyorsa verilen baş çene pozisyonu yeterli değildir, hava yolu yabancı cisim ile tıkalıdır ya da daha fazla hacimde nefes vermeye ihtiyaç vardır.

TYD’i 30 göğüs basısı, 2 suni solunum şeklinde koordineli olarak uygulanmalıdır.

Ağızdan Buruna Suni Solunum: Ağızdan ağza suni solunum yapılamadığında, örneğin çene kilitlenmesi, ağzında veya alt çenesinde ağır yaralanması olan hasta veya yaralıda, ağzın açılamadığı durumlarda, yine ağzında diş olmayan kişilerde ağzı kapatmak mümkün olmadığından, ağızdan buruna suni solunum tercih edilebilir. Bir el soluk yolunun açıklığını sürdürmek, başın pozisyonunu korumak için hastanın alnında dururken, diğer el ile ağız kapatılmalıdır. Hasta veya yaralının ağzı tamamen kapatıldıktan sonra alınan nefes burundan verilmelidir. Verilen nefesin rahatça çıkabilmesi için burun açık bırakılırken ağız daha hafif aralanmalıdır.

Ağızdan Maskeye Suni Solunum: Ağızdan ağıza suni solunum, hiçbir araca gereksinim göstermemesine rağmen, hasta veya yaralının ağzında kan, kusmuk vb. varlığında ve bulaşabilecek enfeksiyonlara karşı korunmak amacıyla basit cep maskesi gibi maskeler kullanılır.

Maskenin tepe kısmı burun üzerine, yuvarlak olan alt kısmı ise dudak ile çene çıkıntısı arasındaki çene çukuruna, ağız ve burnunu kapatacak şekilde yerleştirilir.

Maskenin üstteki deliğinden soluk verilir. Diğer işlem basamakları ağızdan ağıza suni solunum uygulaması ile aynıdır.

Ağızdan Stomaya Suni Solunum: Trakea ön duvarının boyun ön duvarına açılmasına trakeostomi denir. Geçici trakeostomisi olan hastalarda trakea içine yerleştirilen bir tüp veya kanül bulunur. Trakeostomi kalıcı ise soluk borusu direkt boğaza ağızlaştırılır ki buna da stoma denir. Hasta veya yaralının trakeostomisi varsa ağızdan stomaya suni solunum yapılır. Tüp olsa da olmasa da suni solunum işlemi aynıdır.

Öncelikle stoma kontrol edilir. Stomada tıkanma olabilir ve temizlenmesi gerekebilir. Gazlı bez vb. kullanılarak tüpler yerinden kesinlikle çıkarılmadan stomanın çevresindeki sekresyon veya yabancı cisimler temizlenir.

Uygulama sırasında, enfeksiyondan korunmak için suni solunuma başlamadan önce bebek cep maskesi, steril gazlı bez vb. malzemeler stoma üzerine kapatılır. Bir el ile hasta veya yaralının ağzı ve burnu kapatılarak ağızdan stomaya suni solunum yapılır. Uygulama ağızdan ağıza suni solunum ile aynıdır.

Defibrilasyon (D)

Özel bir elektrik cihazı ile kalbe doğru akım vererek kalp kasındaki düzensiz titreşimleri giderip kalbin normal bir şekilde çalışmasını sağlamaya yönelik yapılan işleme defibrilasyon, bu işte kullanılan cihaza defibrilatör denir. Bu nedenle OED’ler, insanların yoğun olarak bulundukları hava alanları, uçaklar, trenler, alışveriş merkezleri, spor sahaları, eğlence yerleri vb. yerlerde bulunmaktadır.

Standart OED petleri yetişkinlerde uygulanır. 1- 8 yaş arasındaki çocuklara mümkünse pediatrik petli OED’ler uygulanmalıdır. Mümkün değilse OED’ler olduğu gibi kullanılır. Bebeklerde OED kullanılmaz.

OED kullanımında hastanın belden yukarısı çıplak olmalı, cildin kuru olduğundan emin olunmalı gerekiyorsa hastanın cildi kurulanmalıdır. Petlerin paketi, yırtılarak açılır. Biri göğsün üst kısmına, hasta veya yaralının sağ köprücük kemiği altına, ikincisi göğsün alt kısmına, hasta veya yaralının sol meme başı altına yerleştirilir. Cihaz açılır ve kalp ritmi analizi beklenir. Cihaz ritim kontrolü yaparken hiç kimsenin yaralı veya hastaya dokunmadığından emin olunmalı ve cihazın talimatına göre şok düğmesine basılmalıdır (Tam otomatik eksternal defibrilatörler, şoku kendisi verir).

Nabız ve ritim kontrolü yapılmadan kalp masajına devam edilmeli, iki dakika uygulamadan sonra nabız ve ritim kontrolü yapılmalıdır. Tekrar cihazdaki ritim analizi takip edilir. Şok önerilmez ise TYD’ye devam edilir. Şok önerilmesi durumunda 3–5 kez şok tekrarlanabilir.

ÇOCUKLARDA VE BEBEKLERDE TEMEL YAŞAM DESTEĞİ

Çocuklarda ve bebeklerde, temel yaşam desteği protokolleri yetişkinler ile aynı olmakla beraber göğüs boşluğunun daha küçük olması, kalp atım sayısının fazla olması, çevre organlarının daha kolay yaralanabilmesi gibi anatomik ve fizyolojik nedenlerden dolayı uygulama sırasında yetişkinlere göre bazı farklılıklar bulunmaktadır.

Çocuk hasta veya yaralıya hafifçe dokunulmalı “iyi misin?” diye yüksek sesle sorulmalı, adı biliniyorsa adıyla seslenilmelidir. Bebeğin ise ayak tabanına hafifçe vurularak bilinci kontrol edilmelidir. Çocuk veya bebek hareket eder, inler ya da cevap verirse hızla herhangi bir yaralanma ya da tıbbi yardım ihtiyacı olup olmadığına bakılmalı acil yardım sistemi aktive edilmelidir.

Bilinci kapalı, ancak düzenli nefes alıyorsa, travmaya ait herhangi bir kanıt yoksa solunum yolunu korumak ve aspirasyon riskini azaltmak için derlenme pozisyonu uygulanmalıdır. Hasta veya yaralı bilinci kapalı, tepkisiz ve nefes almıyorsa ya da anormal soluyorsa KPR’ye başlanmalıdır

Bildirme

Olay / kaza mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde telefon veya diğer kişiler aracılığı ile gerekli yardım kuruluşlarına bildirilmelidir. Çocuğun bilinci yoksa ve çevrede birileri varsa 112 aratılmalıdır. İlk yardımcı yalnız ise 30:2 göğüs basısı ve suni solunumu 5 tur uyguladıktan sonra 112’yi kendisi aramalıdır.

Temel Yaşam Desteği Bileşenleri

Dolaşımın Değerlendirilmesi (C): Çocuklarda dolaşım, yetişkinlerde olduğu gibi karotis arterden ya da femoral arterden, bebeklerde brakiyal arterden nabız kontrolü ile değerlendirilir. Nabız on saniyenin altında bir sürede değerlendirilmelidir, eğer on saniye içinde, nabız hissedilemez veya nabzı hissedip hissetmediğinden emin olunamaz ise göğüs basılarına başlanmalıdır.

Kalp masajı: Kalp basıncı uygulamak için göğüs kemiğinin alt ve üst ucu tespit edilerek alt yarısına bir elin topuğu yerleştirilmelidir. Çocuk yetişkin görünümünde ise uygulama yetişkinlerdeki gibi çift elle yapılabilir. Dirseği bükmeden, omuz düz ve çocuğun üzerine tam dik olacak şekilde pozisyon alınmalıdır. Çocukta göğüs kemiği 5 cm yani göğüs ön arka çapının 1/3’ü içe çökecek şekilde bası uygulanmalıdır. Uygulama şekli yetişkinlerle aynıdır.

Bebeklerde, tek kurtarıcı var ise iki parmak tekniği meme başlarından geçtiği varsayılan hattın hemen altına yerleştirilmelidir. İki kurtarıcı varlığında ideal kompresyon yöntemi göğüs kafesinin iki elle kavranarak yapılan baş parmak kompresyonudur. İki parmak ile dış kalp masajı genellikle iri bebeklerde uygulanır. Çünkü iri bebeklerin göğüs kafesi yeterince kavranamaz. Basınç derinliği göğüs ön arka çapının 4 cm kadar olmalıdır. Kalp masajı dakikada 100 basınç olarak uygulanmalıdır.

Çocuklarda temel yaşam desteği iki kişi ile uygulanıyorsa; 15 göğüs basıncı 2 suni solunum şeklinde uygulanır Çocuklarda ve bebeklerde temel yaşam desteği bir kişi ile uygulanıyorsa; 1 turda, 30 göğüs basıncı 2 suni solunum şeklinde uygulanır. 5 turda bir kez dolaşım kontrolü yapılır. Çocuklarda temel yaşam desteği iki kişi ile uygulanıyorsa; 1 turda, 15 göğüs basısı 2 suni solunum şeklinde uygulanır. 5 turda bir kez dolaşım kontrolü yapılır.

1. kişi hava yolunu açar, suni solunum yapar, dolaşımı ve göz reflekslerini kontrol eder. 2. kişi ise dış kalp masajını uygular. Çocuğun dolaşım ve solunumu geri geldiğinde derlenme pozisyonu verilir.

Hava Yolu Açıklığının Değerlendirilmesi (A): Çocuk veya bebeğin sıkan giysileri varsa gevşetilmelidir. Ağız içi kontrol edilerek yabancı cisim varsa temizlenmelidir. Bilinci kapalı çocuk veya bebekte hava yolu tıkanıklığının başlıca nedeni dilin arkaya düşmesidir. Çocuklarda hava yolu açıklığı iki farklı yöntemle sağlanabilir. Travma mevcut değilse başı geri itme, çeneyi yukarı kaldırma, travma durumunda ise çene itme manevrası ile hava yolu açıklığı sağlanmalıdır.

Bebeklerde ise omuzlarının altına kıyafet, havlu vb. katlanıp konularak hava yolu açıklığı sağlanır. Sırt üstü yatan bebeklerde arka kafa kemiği başın öne doğru eğilmesine neden olacağından solunum yolunu tıkar. Bebeğin omuzları hafifçe yükseltilirse başın fleksiyonu ve dilin arkaya düşmesi nedeniyle kapanan solunum yolu kolayca açılmış olur. Omuzların altına konan malzeme ile hava yolu açıklığı sağlanamıyor ise travma şüphesi olmayan durumlarda bebeğe, baş çene pozisyonu verilir. Ancak bu pozisyon verilirken bebeğin başı yetişkinlerde ve çocuklarda olduğu gibi hiperekstansiyona değil, ekstansiyona getirilir. Baş boyun travması şüphesinde ve baş çene pozisyonu ile hava yolu açıklığı sağlanamıyorsa çene itme pozisyonu verilir.

Baş çene pozisyonu verilirken, hava yolunu açmak için bir el çocuk veya bebeğin alnına yerleştirilmeli, diğer elin parmak uçlarıyla çenesinden tutularak baş geriye itilmelidir. Bu sayede baş çene pozisyonu verilmiş olur.

Çene itme pozisyonu, boyun travması varlığında sağlık çalışanı tarafından yapılması önerilir. Ellerin işaret ve orta parmakları çocuk veya bebeğin çene kemiğinin alt kısmına iki taraflı yerleştirilmeli ve çene öne doğru çekilmelidir.

Solunumun Değerlendirilmesi ( B): Hava yolu uygun bir şekilde açıldıktan sonra, hava yolu açık tutularak çocuk veya bebeğin solunumu 5–10 sn. içinde kontrol edilir. Eğer çocuk veya bebekte solunumun olup olmadığına karar verilemedi ise solunum yokmuş gibi hareket edilir. Bu durumda hemen suni solunuma başlanması, oksijensizliğe bağlı beyin hasarını önlemede son derece etkilidir.

Çocuklarda ağızdan ağıza ve ağızdan buruna teknikleri kullanılırken, bebeklerde ağızdan ağız ve buruna tekniği kullanılır.

Ağızdan Ağıza Suni Solunum: Solunumun olmadığına karar verildikten sonra, alın üzerindeki elin baş ve işaret parmakları ile çocuğun burun deliklerini hava çıkışı ve girişi olmayacak şekilde kapatılmalıdır. Arka arkaya 2 etkili nefes verilmeli, aynı zamanda göğüs hareketleri gözlenmelidir. Her bir solunum 1 saniye de verilmeli, ilk yardımcı ağzını çocuğun ağzından çekerek verilen havanın pasif bir şekilde dışarı çıkmasını sağlamalıdır. Çocuklarda verilen hava miktarı, göğsü yükseltecek kadar olmalıdır, hava çıkışı mutlaka gözlenmelidir. Göğüs yükselmiyor ise hava yolu açıklığını sağlayan manevralar tekrarlanmalıdır.

Ağızdan Buruna Suni Solunum: Yetişkinlerde olduğu gibi uygulanmalıdır. Ağız solunumunun yapılamadığı durumlarda alınan nefes burundan üflenmelidir.

Ağızdan Ağıza ve Buruna Suni Solunum: Hava yolu açıklığı tekrar kontrol edilmelidir. İlk yardımcı ağzını, bebeğin ağız ve burun deliklerini içine alacak şekilde yerleştirmeli, ağız ve burundan içeriye doğru balon üfler gibi nefesini vermelidir. Bebeklere verilecek havanın miktarı ortalama 50 ml kadar olmalıdır. Buna göre de ağız içindeki havanın verilmesi yeterlidir. Bebeğin baş çene pozisyonu korunarak ağzı ve burnu açılmalı, hava çıkışı sırasında göğüs kafesinineski konumuna dönüşü gözlenmelidir. Eğer hava çıkışı yoksa ya nefes doğru verilememiştir, hava yolu açıklığı yeterince sağlanamamıştır ya da hava yolu tıkanıklığı mevcuttur.

Defibrilasyon(D)

OED kullanılması önceden sadece sekiz yaş üzerindeki çocuklar için önerilirken yeni önerilerde yaş sınırı bir yaşa kadar indirilmiştir.

Erken defibrilasyon hayat kurtarıcıdır, ancak defibrilasyondan önce KPR uygulanıyor olması defibrilasyonun etkinliğini artırmaktadır, bu sebeple resüsitasyon defibrilatör hazır olana kadar uygulanmalı , şoklar arasında da kompresyonlar aksatılmamalıdır.