RADYOAKTİF MADDELER

RADYOAKTİVİTE

Çekirdeğindeki proton sayısı nötron sayısına eşit olan (proton sayısı/nötron sayısı≈1) atomlar kararlı olup ışıma yapmazlar yani tanecikler ya da ışık yayarak kendiliğinden parçalanmazlar. Atom numarası 83’ten büyük olan elementler kararsızdırlar ve daha kararlı atomlara dönüşmek için ışıma yaparlar. Kararsız çekirdeğe sahip atomların yaptığı bu ışımalar radyoaktiflik (radyoaktivite ya da ışınetkinlik) olarak adlandırılır. Bu olay ilk kez 1896 yılında Fransız fizikçi Henri Becquerel tarafından ortaya çıkarılmıştır. İlk radyoaktiflik terimi ise Polonya asıllı kimyager ve fizikçi Marie Curie tarafından kullanılmıştır.

Radyoaktiflik iki farklı şekilde meydana gelebilir. Doğadaki kararsız elementlerin, dışarıdan hiçbir müdahale olmadan kararlı hâle geçmek için yaptıkları ışımaya doğal radyoaktiflikdenir.

Doğada kararlı olan elementler yapay yollarla (çekirdeklerine yeni tanecikler eklenerek) kararsız hâle getirilebilirler. Bu şekilde radyoaktif hâle getirilen çekirdeklerin parçalanması sonucu meydana gelen ışıma ise yapay radyoaktiflikolarak isimlendirilir.

Doğal radyoaktiflik kararlı bir çekirdek oluşana kadar radyoaktif bir izotopun diğerine parçalanarak dönüşmesi şeklinde devam eder. Böylece radyoaktif bozunma serileri oluşur. Bu seriler üç grupta incelenebilir.

Uranyum(U) Serisi: 238Uranyum (Kütle numarası =238) elementi ile başlar. Çekirdek parçalanmalarından sonra grubun en son üyesi kararlı bir element olan 206Kurşun (Kütle numarası =206) oluşur.

Aktinyum (Ac) Serisi: 235Uranyum (Kütle numarası =235) elementi ile başlar, çekirdek parçalanmalarından sonra kararlı bir element olan 207Kurşun (Kütle numarası =207)’ye dönüşür.

Toryum (Th) Serisi: 232Toryum (Kütle numarası =232) elementi ile başlar, çekirdek parçalanmalarından sonra kararlı bir element olan 208Kurşun (Kütle numarası =208)’e dönüşür.

Radyoaktif bir çekirdeğin kararlı bir izotopuna bozunma hızı, radyoaktif elementten kararlı elemente dönüşen atom sayısıyla doğru orantılı olup bu değer yarılanma süresi ile ilgilidir. Bir radyoaktif atomun başlangıç miktarının yarıya inmesi için geçen süreye yarılanma süresi (yarı ömür) denir ve t1/2 sembolü ile gösterilebilir. Bu süreler birkaç saniye olabileceği gibi yıllar da alabilir.

Bazı radyoaktif çekirdeklerin yarılanma süreleri

Uranyum                           238U                      4,51×109 yıl

Radyum                             226Ra                    1,60×103 yıl

Toryum                              234Th                    24,1 gün

Polonyum                         214Po                    1,64×10-4 saniye

Radyasyon Çeşitleri

Doğal ya da yapay radyoaktif çekirdekler kararlı yapıya geçebilmek için dışarıya hızlı parçacıklar veya elektromanyetik dalga şeklinde taşınan fazla enerji salarlar. Bu tanecikler ya da enerji radyasyon (ışınım) olarak adlandırılır. Radyasyon aşağıda görüldüğü gibi sınıflandırılabilir.

İyonlaştırıcı Radyasyon

Çarpıştığı maddede iyon olarak adlandırılan yüklü parçacıklar oluşturabilen radyasyondur. İyonlaştırıcı radyasyonlar sadece maddeler üzerinde değil, önlem alınmadığı takdirde canlılar üzerinde de büyük zararlar oluşturabilir. Bir maddenin ya da canlı dokunun belli bir süre aldığı iyonlaştırıcı radyasyon miktarına radyasyon dozu denir. Radyasyonun dozu, canlı vücudunda belirlenen sınır değerleri aştığında zarara neden olmaması için gerekli önlemler alınmalıdır.

Radyasyon dozunun alınan ortam üzerindeki etkisi radyasyonun çeşidine, doz hızına ve bu doza maruz kalış süresine bağlıdır. Bu nedenle iyonlaştırıcı radyasyonlarla yapılan çalışmaları sonuçlandırabilmek ve zararlı biyolojik etkileri belirlemek için radyasyon dozunun bilinmesi gerekir. Bu amaçla radyasyon dozunu ölçmek için bazı birimlerin tanımlanması gerekmektedir. Radyasyon çalışmalarında kullanılan kavramlar aktivite, ışınlama dozu, soğurulma dozu ve doz eşdeğeridir.

Radyasyon birimleri Uluslararası Radyasyon Birimleri Komitesi (ICRU) tarafından tanımlanmış, 1986 yılında bu birimler değiştirilmiştir.

Radyasyon Seviyeleri Bir defaya mahsus olarak vücuda alınan 10000 mSv’lik radyasyon dozu hastalanmaya ve ardından birkaç hafta içinde ölüme neden olur. Vücuda bir defada 1000 mSv’lik radyasyon dozu alındığında mide bulantısına neden olur; fakat anında ölüm olayı görünmez. Işınlanmadan uzun yıllar sonra her 100 kişiden 1’inde kansere neden olabilir. 100 mSv’lik dozun bir defa alınması durumunda gözlenebilen etkisi olmaz. Radyasyon kaynakları ile çalışmayan toplumdan bir kişinin yılda (ardışık beş yılın ortalaması 1 mSv’i geçmemek şartıyla) almasına izin verilen doz 5 mSv’tir. Doğal kaynaklardan yayılan deniz seviyesindeki normal ve dünyadaki tüm insanlar tarafından alınan minimum doz                                                   1 mSv’tir. Işınlanmadan uzun yıllar sonra kanser olma olasılığı 100.000 kişide 1 kişidir.

Nükleer santralin hemen yanında yaşayan kişilerin alabileceği doz 0,05 mSv’tir. Radyasyonun duyu organlarımızla tespit edilmesi mümkün değildir. Bu yüzden radyasyona hassas cihazlar kullanılmaktadır. Fakat bu cihazlar radyasyonun sadece madde ile etkileşen kısmını ölçmektedir. Ölçüm için kullanılan cihazlar şunlardır:

İyon Odası Dedektörü: Yüksek doz şiddetlerini ölçmede kullanılır. Radyasyonları ayırt etme özelliği yoktur.

Geiger-Müller Dedektörü: Az iyonlaşan yüklü parçacıklar ve düşük enerjili Gama ve X ışınları ölçülür. Parçacık enerjisinin ölçülmesi ve parçacık türlerinin ayırt edilmesi söz konusu değildir.

Orantılı Sayaçlar: Düşük enerjili X ve Gama ışınları ve alfa parçacıklarının ölçümü yapılır.

Sintilasyon Dedektörleri (Pırıldama): Alfa parçacıklarını, beta parçacıklarını ve düşük enerjili X ve gama ışınlarını ölçmek için kullanılır.

Yarı İletken Dedektörler: Genellikle radyasyonun enerjisini ölçmek için kullanılırlar.

Nötron Dedektörleri: İkincil iyonlayıcı ışınlar ölçülür.

RADYASYON KAYNAKLARI

Radyasyon kaynakları doğal ve yapay olmak üzere iki kısma ayrılabilir.

Doğal radyasyon kaynakları:

• Uzaydan gelen kozmik ışınlar,

• Doğadaki kısa yarı ömürlü radyoaktif elementlerin yaydığı gama ışınları,

• Vücudumuzdaki (özellikle potasyum-40) radyoaktif elementler (dahili radyasyon),

• Yiyecekler-içecekler ve soluduğumuz havadan aldığımız radyoaktif maddeler

• Radyumun bozunması sonucunda oluşan radon gazı şeklinde sınıflandırılabilir.

Doğal radyasyon kaynaklarından dolayı maruz kalınan radyasyon dozunun dünya ortalamalarına bakıldığında; kozmik ışınlardan 0,39 mSv/ yıl, dahili radyasyondan 0,23 mSv/yıl, yiyecek-içecek ve solunan havadan alınan 0,25mSv/yıl, radon gazından dolayı alınan 1,3 mSv/yıl’dır.

Gerek topraktan gerekse yağışlar yoluyla havadan alınan radyoaktif maddeler gıdaların yapısında doğal radyoaktivitenin oluşmasına neden olur. Bazı gıdalarda bulunan radyum-226 ve potasyum-40 (226Ra ve 40K)’ın aktivite miktarları Tablo 7.3.’te verilmiştir.

Gıda Adı                            226Ra (Bq/kg)                                 40K (Bq/kg)

Muz                                                   –                                           129

Havuç                                                –                                          126

Patates                                             –                                           126

Kırmızı et                                          –                                           111

Brezilya fındığı                                37-259                               207

Uluslararası Radyolojik Korunma Komisyonu (ICRP) verilerine göre, 70 kg ağırlığında yetişkin bir insanda bulunan radyoaktif maddeler Tablo 7.4’te verilmiştir.

Radyoaktif Madde /Vücuttaki toplam kütlesi /Vücuttaki toplam aktivitesi/ Günlük alınma miktarı

Uranyum                           90 μg                                                 1,1 Bq                                 1,9 μg

Toryum                              30 μg                                                 0,11 Bq                              3 μg

Potasyum-40                    17 μg                                                 4,4 kBq                               0,39 mg

Radyum                             31 μg                                                 1,1 Bq                                 2,3 pg

Karbon-14                         22 μg                                                 3,7 kBq                              1,8 ng

Trityum                              0,06 μg                                             23 Bq                                  0,003 pg

Radon gazı hariç doğal radyasyonun sağlık üzerinde zararlı bir etkisi görülmez.

Bazı Bölgelerdeki Doğal Radyasyon Doz Düzeyleri

Bölge                                                   Doğal Radyasyon Seviyesi

Mersin (Akkuyu)                                                          0,53 mSv/yıl

Ankara                                                                           0,44 mSv/yıl

Iğdır (Alican)                                                                 0,88 mSv/yıl

Çanakkale                                                                      1,23 mSv/yıl

Kars (Digor)                                                                   1,58 mSv/yıl

Hindistan (Kerela)                                                       15,80 mSv/yıl

İran(Ramsar)                                                                 148,92 mSv/yıl

Brezilya (Guarapari kumsalları)                               788,40 mSv/yıl

Yapay Radyasyon Kaynakları: Teknolojinin gelişmesinden dolayı birçok işin daha kolay, iyi ve çabuk yapılmasına imkân sağladığı için bazı radyasyon kaynaklarının yapay yollarla üretilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Bu kaynaklardan dolayı da belli miktarlarda radyasyon alınmaktadır. Fakat bu kaynaklardan alınan dozlar, doğal kaynaklara göre hem daha düşük hem de kontrol altında tutulması mümkündür.

Tıp, ziraat ve endüstride kullanılan X ışınları, yapay radyoaktif maddeler ve nükleer bomba denemelerinde oluşan nükleer serpintiler, bazı tüketici ürünleri kullanılan radyoaktif maddeler yapay radyasyon kaynakları sınıfında yer almaktadırlar.

Bir dağın tepesinde veya havada yol alan uçaktaki bir kişi, deniz seviyesinde bulunan bir kişiden çok daha fazla kozmik ışına maruz kalır.

Doğal ve yapay radyasyon kaynaklarından maruz kalınan radyasyon dozunun dünya ortalaması                              2,7 mSv/yıl’dır. Bu değerin %88’ini doğal radyasyon kaynakları, %12’sini ise yapay radyasyon kaynakları oluşturur.

RADYASYONUN HAYATIMIZDAKİ YERİ

Radyasyon hayatımızda tıbbi, endüstriyel, araştırma, eğitim, güvenlik amaçlı uygulamalar ve tüketici ürünleri gibi birçok alanda kullanılmaktadır.

Tıbbi Uygulamalar: Radyasyon tıpta, görüntü elde edebilme ve hücre ve tümörleri yok edebilme özelliklerinden dolayı hastalıkların teşhis ve tedavisinde önemli rol oynar. Radyoloji, nükleer tıp ve radyoterapi (ışın tedavisi) tıpta radyasyonun kullanıldığı alanlardır. Tıbbi uygulamalarda kullanılan radyasyondan dolayı maruz kalınan yıllık ortalama radyasyon dozunun dünya ortalaması 0,3 mSv’tir.

Endüstriyel Uygulamalar: Boru, buhar kazanı vb. makine parçalarında herhangi bir hatanın var olup olmadığını kontrol etmek için radyografi tekniği kullanılır. X ve gama ışınları kullanılarak, hata tespiti için bu

endüstriyel ürünlerin röntgen filmleri çekilir. Demir, çelik, lastik, iplik, cam vb. malzemelerin üretimi esnasında yoğunluk, seviye, kalınlık ve ağırlık gibi özelliklerinin ölçülmesinde ve havaalanı, yol yapımı gibi çalışmalarda da zeminin nem ve yoğunluk ölçümünde de radyasyon kaynakları kullanılır. Ayrıca yeraltı sularının hareketlerinin takibi, akarsularda debi ölçümü, barajlarda su kaçaklarının tespiti gibi başka endüstriyel uygulamalarda da radyasyon kaynaklarının kullanılması, hem daha ucuz hem de daha kolay bir şekilde ölçümlerin yapılmasına imkân vermektedir.

Güvenlik Amaçlı Uygulamalar: Özellikle havaalanı, kargo, gümrük ve liman gibi yerlerde paket (bagaj) kontrollerinde X ışınları kaynağı kullanılır.

Araştırma ve Eğitim Amaçlı Uygulamalar: Özellikle üniversitelerde DNA üzerinde yapılan çalışmalarda, çimento, bakır, demir vb. maden çıkarma, öğütme ve üretimlerinde hassas içerik analizlerinde ve tarımda tohumların daha verimli ve dayanıklı hâle getirilmesinde radyasyon kaynaklarından yararlanılır.

Tüketici Ürünleri: Paratoner, duman dedektörleri, fosforlu saatler gibi bazı ürünlerde az miktarlarda da olsa radyoaktif madde bulunmaktadır. Optik mercekler ve porselen dişler bile eser miktarda radyoaktif bir madde olan toryum içermektedir. Bu kaynaklardan dolayı maruz kalınan yıllık ortalama radyasyon dozunun dünya ortalaması 0,0005 mSv’tir.

Ayrıca bu uygulamaların yanı sıra, tek kullanımlık tıbbi alet ve araçların sterilizasyonu, taze gıdaların ömürlerinin uzatılması ve kuru gıdaların böceklenmesinin önlenmesi (gıda ışınlaması) ve plastik malzemelerin fiziksel özelliklerinin iyileştirilmesi gibi alanlarda da radyasyon kaynaklarından yararlanılmaktadır.

Endüstride gıdaların korunmasında en yaygın olarak gama ışınları kullanılmaktadır. Gama ışını kaynağı olarak kobalt-60 ve sezyum-137 (60Co ve 137Cs) kullanılmaktadır. Bu kaynaklar uygulandıkları gıdalara radyoaktif özellik vermezler. Bu ışınlandırıcılar, bitkisel ürünlerde (patates, soğan) çimlenmeyi önlemek, baharat ve tahıllarda böcekleri öldürmek ve meyvelerin küflenmesini önlemek amacıyla kullanılmaktadırlar. Ayrıca gıda endüstrisinde kapalı alanların dezenfeksiyonunda ve ambalaj malzemesinin sterilizasyonunda UV ışınları, dondurulmuş gıdanın çözülmesinde, gıdanın yapısını bozmadan yalnızca sıcaklığını artırılmasında, gıdaların kurutulmaları, mikroorganizmaların öldürülmesinde mikrodalga ışınları kullanılmaktadır.

Nükleer Enerji Santralleri

Uranyum gibi ağır radyoaktif maddelerin parçalanması ya da hafif radyoaktif atomların birleşerek daha ağır atomları oluşturması sonucunda ortaya çıkan çok büyük miktardaki enerjiye nükleer enerji denir.

Nükleer güç santrallerinde yakıt hammaddesi olarak uranyum kullanılır. Bölünebilme yeteneğine sahip olan uranyum-235 izotopu doğada bulunan uranyumun binde yedisi (%0,71) kadardır. Doğal uranyumun içindeki uranyum-235 izotopunun oranını artırmak için zenginleştirme işlemi yapılır.

1 gram uranyumdan 82 Gj (82 milyar joule) enerji elde edilmektedir. Bu enerji normal bir insanın 22585 yıl yaşaması için yetecek bir enerjidir.

Nükleer santral yakıtı olan uranyumun madenciliği, işlenmesi, santralde kullanılması ve atık hâline geldikten sonra depolanması sırasında çevreye çok az miktarda radyoaktif madde salınır. Bu salınımlardan dünyada maruz kalınan yıllık ortalama doz miktarı 0,008 mSv’dir. Ayrıca nükleer santrallerde meydana gelebilecek kazalar sonucunda da çevreye bir miktar radyoaktif madde salınabilir. Dünyada bugüne kadar dört büyük nükleer santral kazası olmuştur.

Windscale Kazası: Bu kaza 1957 yılında İngiltere’de meydana gelmiştir. Bu kazada reaktörün civarına bir miktar radyasyon yayılmış ve herhangi bir ölüm veya akut radyasyon hastalığı meydana gelmemiştir. Bu kazadan dolayı yetişkinlerin maruz kaldığı radyasyon dozu 1 mSv, çocukların ise 6 mSv (yetişkinlere göre daha fazla süt tükettikleri için) olarak belirlenmiştir.

Three Mile Island Kazası: 1979 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde meydana gelmiştir. Reaktörde bir erime meydana gelmesine rağmen çevresindeki beton koruyucu kabuk sayesinde ciddi bir radyasyon sızıntısı olmadığı ifade edilmiştir. Maruz kalınan en yüksek doz 1 mSv’dir.

Çernobil Kazası: 1986 yılında Sovyetler Birliği’nde meydana gelen en büyük nükleer santral kazalarından biridir. Operatörlerin santralde, güvenlik kurallarına aykırı deneyler yapmaları sonucunda, reaktörde ani güç artışı olması ve reaktörün çevresinde koruyucu beton kabuk olmamasından dolay meydana gelmiştir.

Oldukça geniş bir alanda etkili olmuştur. Reaktör çevresindeki 30 km’lik alanda yaşayan birçok insan yüzlerce mSv’lik radyasyona maruz kalmıştır. Kazadan bir yıl sonra bile yetişkinler ortalama 0,5 mSv, 0,1 yaş arası bebekler ise 0,147 mSv’lik doza maruz kalmıştır.

Fukuşima Kazası: 2011 yılında Japonya’da meydana gelmiştir. Honşu adası açıklarında 9,0 büyüklüğünde bir depremin ardından meydana gelen tsunami sonrasında nükleer enerji santralinde arızalar sonucunda gerçekleşen bir kazadır.

Radyoaktif maddelerin nükleer reaktörlerde ya da tıp, endüstri gibi uygulamalarda kullanılması sonucunda radyoaktif atıklar oluşur. Bu atıklar, radyoaktif maddenin konsantrasyonu ve radyoaktif olarak kaldığı süre göz önünde bulundurularak sınıflandırılır.

Düşük Seviyeli Atıklar (DSA):İşçi tulumları, taşıma kapları ve şırıngalar gibi malzemelerin kısa ömürlü radyoaktif maddelerle kısa süreli teması ile oluşan radyoaktif atıklardır. Nükleer santral hizmetten çıkarılırken oluşan atıklardır. Bu atıklardan korunmak için lastik eldivenler kullanılabilir.

Orta Seviyeli Atıklar (OSA):Nükleer madde ile kullanılan malzemeler ve radyoaktif akışlar temizlenirken kullanılan iyon değişim reçineleri bu tip atıklardır. Kullanılmış nükleer yakıtların yeniden işlenmesi sırasında yakıtın çözülmeyen metal kısımları bu atık tipine örnek verilebilir. Kısa ya da uzun süreli radyasyon yaydıklarından dolayı bu tip atıklardan korunmak için zırhlanma gerekmektedir.

Yüksek Seviyeli Atıklar (YSA): Radyoaktif atom çekirdeğinin parçalanması sonucunda ortaya çıkan radyoaktif ve uzun ömürlü elementler bu gruptaki atıklardandır. Yeniden işlenemeyecek olan kullanılmış nükleer yakıt ve yeniden işleme uygulamasının kalıntıları bu sınıfta yer alır.

RADYASYONDAN KORUNMA YOLLARI

Hayatımızın hemen hemen her alanında karşımıza çıkan radyoaktif maddelerden tamamen korunmamız mümkün olmamaktadır. Ancak alınacak tedbirlerle maruz kalınacak radyasyon miktarı azaltılabilir. Her ülkenin radyasyon güvenliği ile ilgili uyguladığı yasa, tüzük ve yönetmelikleri bulunmaktadır. Bu yasa, tüzük ve yönetmeliklerdeki maddeler Uluslararası Radyolojik Korunma Komisyonu (ICRP)’nun, dünya genelinde radyasyon ve biyolojik etkileri üzerine yapılan araştırmalarının sonuçlarına göre güncellenmektedir. Ülkemizdeki tüzük ve yönetmeliklere göre, TAEK’den izin alınmadan radyasyon üreten tesis ve cihazlar herhangi bir amaç için bulundurulamaz, kurulamaz ve kullanılamaz.

Ülkemizde yasa, tüzük ve yönetmelikleri düzenleme görevi Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından yürütülmektedir. Toplumda yaşayan insanlar için, doğal radyasyon kaynakları ve tıbbi uygulamalardan dolayı alınan dozlar hariç yıllık doz sınırı 1 mSv olarak kabul edilmiştir. Çalışma alanından dolayı radyasyona maruz kalan insanların radyasyon dozunu ölçen cihazlarla sürekli olarak kontrol altında tutulmaları gerekmektedir. Radyasyona maruz kalan çalışanların, dahili radyasyondan korunmak için solunum cihazlı özel giysiler veya maskeler giyinmesi gerekmektedir. Dış radyasyon tehlikesine karşılık ise, kaynak yanında gereğinden fazla bir süre kalınmamalı, mümkün olabildiğince radyasyon kaynağına uzak bir mesafede çalışılmalı ve radyasyon kaynağı ile çalışan arasına engelleyici bir zırh malzemesi yerleştirmelidir.

Radyoaktif kaynağın yakınında geçirilen zaman kadar doza maruz kalınır.

Zamana bağlı olarak radyoaktif kaynaktan maruz kalınacak doz Doz= (Doz Şiddeti) x (Zaman) ilişkisi ile hesaplanır. Kaynak yanında geçirilen süre arttıkça alınan doz miktarı da artar.

Örneğin; Radyasyon dozunun 50 mikrosievert/saat (mSv/saat) olarak belirlendiği bir bölgede kalındığında, alınacak doz 1 saatte 50 mSv, 2 saatte 100 mSv, 3 saatte 150 mSv, vs.’dir.

Kaynağından uzaklaşan radyasyon çevreye yayılır ve şiddetini kaybeder. Bu yüzden radyasyon kaynağından uzaklaşıldıkça, maruz kalınabilecek doz miktarı azaltılabilir. Radyasyon dozu ile uzaklık arasında                               Dr= D0 (r0/r)2 şeklinde bir ilişki bulunmaktadır. Burada,

r0; 1 m,

r; kaynağa olan metre cinsinden uzaklık,

D0;kaynaktan 1 m uzaklıktaki doz miktarı

Dr; kaynaktan r metre uzaklıktaki doz miktarlarıdır.

1 m uzaklıktaki doz şiddeti 52 mSv/saat olan bir radyoaktif kaynağın 6 m uzaklıktaki doz şiddeti,

•Dr= 52 mSv/saat x (1m/6m)2 = 1,33 mSv/saat olarak bulunur.

Radyasyona maruz kalan çalışan ile radyasyon kaynağı arasına zırh adı verilen engel konularak da maruz kalınacak radyasyonun dozu azaltılabilir. Yoğunluğu büyük olan maddelerden (uranyum metali, tungsten, kurşun vb.) yapılmış malzemeler X ve gama ışınlarına karşı koruma sağlar. Yeterince kalın yapılan beton duvarlar da etkili bir koruma malzemesi olabilir.

Nükleer santralde meydana gelen bir kaza sonucunda yayılan radyasyona karşı da çeşitli önlemler alınmalıdır. Nükleer santraller bünyelerinde bulunan güvenlik sistemleri sayesinde herhangi bir kaza sonucunda otomatik olarak kapanırlar. Fakat Çernobil örneğinde olduğu gibi radyasyonun çevreye yayılma ihtimali de vardır. Bu gibi durumlarda öncelikle ortamdaki radyasyon düzeyi ile gıda maddelerindeki radyoaktif kirlenmenin tespit edilmesi gereklidir. Ortamdaki radyasyon miktarı ve radyoaktif kirlenme derecesi belirlendikten sonra, kirlenme derecesine göre hafif (çiğ sebze ve meyvelerin yıkanması) veya ciddi (radyoaktif kirlenmeye uğrayan gıdaların yasaklanması, bölgenin boşaltılması ve kişilere iyot tablet dağıtımı) önlemler alınmalıdır.

Radyasyondan Korunma ile İlgili Uluslararası Kuruluşlar

Uluslararası Radyolojik Korunma Komitesi (ICRP): ICRP 1928 yılında 2. Uluslararası Radyoloji Kongresinin ardından kurulmuştur. Bu kuruluş resmî olmayıp birçok uluslararası ve ulusal kuruluşla işbirliği içinde çalışmaktadır.

Birleşmiş Milletler Atomik Radyasyonun Etkileri Bilimsel Komitesi (UNSCEAR): 1955 yılında Birleşmiş Milletler teşkilatının bir komitesi olarak kurulmuştur. Radyasyonun sağlık üzerine etkileri ile ilgili bilimsel çalışmalar yapan uluslararası resmî bir kuruluştur.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA): Birleşmiş Milletler bünyesinde faaliyet gösteren bağımsız, uluslararası bilim ve teknoloji temelli bir kuruluş olan IAEA 1957 yılında kurulmuştur. Üye ülkelerine, nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılmasında ve planlanmasında destek sağlar. Denetim mekanizması sayesinde ülkelerin taahhütlerini yerine getirmesini kontrol eder.

Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM): 1958 Roma Antlaşması ile Avrupa Topluluğu çerçevesinde nükleer güvenlik ve radyasyondan korunma ile ilgili yasal zemini oluşturmak üzere kurulmuştur. Nükleer güç sektörü dışında kalan ve radyoaktif maddelerle çalışan tüm alanlardaki (tıp, endüstri vs.) radyasyona maruz kalmanın sınırlarını belirlemektedir.

RADYOAKTİF MADDELER İÇİN BAZI TEHLİKE SEMBOLLERİ

Üç-yaprak radyoaktif maddeyi ifade etmek için kullanılan uluslar arası semboldür. Sarı zemin üzerine kırmızı ya da siyah olabilir. Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinin 15. Maddesine göre; radyoloji cihazlarının (mobil cihazlar hariç), radyasyon kaynaklarının bulunduğu araştırma laboratuvarları ve depolarında, endüstriyel radyografide kullanılan cihaz depolarında, radyo terapide kullanılan radyasyon kaynaklarının bulunduğu alanlarda radyasyon uyarı levhalarının bulundurulması zorunludur.