RİSK NEDİR

TEHLİKE VE RİSK TANIMI 

Literatüre bakıldığında, risk kelimesinin nereden geldiği ve orijini ile ilgili farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı kaynaklarda, Çin orijinli bir kelime olduğu ve diğer dillere de Çince’den geçtiği ifade edilmektedir. Çince’de “risk” kelimesi, “tehlike” ve “fırsat” kelimelerinin bileşkesidir. Bu unsurların birincisi “gelecekte oluşma ihtimali” bir diğeri ise “fırsat ve tehdit”tir. Diğer terminolojilerin tümünde “Risk” denilince tehdit’in anlaşıldığı ifade edilmektedir. Çin’de ise “Risk”, faaliyetlerimiz esnasında meydana gelebilecek olan ve amaçlarımızı engelleyebilecek tehditler/olumsuzluklar veya amaçlara ulaşmayı kolaylaştırabilecek fırsatlar olarak tanımlanmaktadır. Diğer bazı kaynaklarda risk kelimesinin kökünün Arapça “rızık-rısq” kelimesinden geldiği düşünülmektedir. Arapça “rızık-rısq”, Allah tarafından kişiye verilen ve üzerinden kâr sağlanan şey olarak tanımlanmakta, rastlantısal ve olumlu sonuçlarla anlamlandırılmaktadır. Arapça “rızık-rısq” kelimesi Yunanca’da on ikinci yüzyılda kullanılmaya başlanmış, genel olarak elde edilen sonuçlar ve şans ile ilişkilendirilmiştir. Başka kaynaklarda ise Latince “riscum” kelimesinden geldiği düşünülmektedir. Latince “riscum” kelimesi, orijinalinde denizcileri engelleyen mercan kayalıkları olarak adlandırılsa da, diğer anlamı tesadüfi fakat engellenemeyen olaydır. 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 29.12.2012 tarihli Resmî Gazete’de 28512 sayısı ile yayınlanan “İSG Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği” 6 ana başlık altında toplanmıştır: 

• Risk Değerlendirmesi ekibinin kurulması • Tehlikelerin tanımlanması • Risklerin belirlenmesi ve analizi 

• Risk kontrol adımları • Dokümantasyon • Risk değerlendirmesinin yenilenmesi 

RİSKLERİN ALGILANMASI 

Risk, insanlar tarafından oldukça farklı şekilde tanımlanmaktadır. Bunlardan bazıları; 

• Risk, kaybetme ihtimalidir. • Risk, muhtemel kaybın miktarıdır. 

• Risk, bir fonksiyondur. İhtimal ve kayıp seviyesinin çarpımı olarak ifade edilir. 

• Risk, belirli bir tehlike karşısında kişinin şahsi varlıklarından bir kısmının veya tamamının kaybedilme ihtimalidir. 

Riskin algılanmasını etkileyen başlıca faktörler; 

•Korkutuculuk düzeyi •Anlaşılabilirlik düzeyi •Etkilenecek kişi sayısı, gibi hususlardır. 

Risk algılama seviyesi ile zaman ilişkisi aşağıda aşamalı olarak ifade edilmektedir; 

• Risk, kişi tarafından ilk belirlendiğinde bir önem seviyesinde algılanır. Ancak zamanla önem seviyesinde bir düşüş gözlenir. Bu olaya kanıksama denilir. 

• Konu ile ilgili ciddi bir kaza yaşanması sonrası risk algılama seviyesi aniden yükselir. 

• Zaman geçtikçe risk algılama seviyesinde tekrar azalma gözlenir. Bu aşamada uyulması gerekli kurallar konmuştur. Fakat yine de umursamazlık ve kanıksama sonucu algılamada zamanla azalma meydana gelebilmektedir. 

Tehlikelerin Tanımlanması 

• İş yerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya iş yerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyelidir. 

• Çevremizdeki zarar verme potansiyeline sahip olan herhangi bir şeydir. 

• İnsanların yaralanmasına, hastalanmasına, malın veya malzemenin hasar görmesine, iş yeri ortamının zarar görmesine veya bunların gerçekleşmesine sebep olabilecek kaynak veya durum olarak tanımlanmaktadır. 

Tehlikenin bir tanımı da potansiyel zarar kaynağı veya kayba sebep olacak potansiyel bir durumdur. Bu tanımdaki anahtar kelimeler; 

• Kaynak veya durum, • Potansiyel, • Zarar veya kayıptır. 

Buna göre endüstriyel tehlike örneklerinden bazıları aşağıda tanımlanmaktadır; 

• Yüksek basınç veya sıcaklığın ortaya çıkması • Belirli alanlarda sigara içmek • Malzemelerin patlayıcılık özellikleri 

• Çalışanların iş ortamında uygun olmayan davranışları • Büyük miktarda zehirli maddelerin depolanması 

• Yüksek nüfus yoğunluğuna sahip yerlerin yakınlarında endüstriyel operasyonlar 

Risklerin Belirlenmesi 

Risk, mühendislik literatüründe, beklenen kayıpla ilişkilendirilir. Risk kavramı, olaylar, şiddet ve olasılıktan meydana gelmektedir. Belirsizlikler, olasılıklarla ifade edilir. Şiddet ise sonucu karakterize etme yoludur. Riskin sonucunda mutlaka bir zarara uğrama ve kayıp durumu söz konusudur. İşletmede kayıp oluşturan riskler işletmenin istediği hedeflere ulaşmasını engellemektedir. Risk meydana geldiğinde işletmenin hedefleri üzerinde negatif etkileri bulunduğundan dolayı, bu risklerin proaktif yaklaşımla belirlenmesi gerekmektedir. 

İŞ YERİ RİSKİ 

İş yeri riski çalışılan yer ile ilgilidir, çalışanları ve iş yerindeki yüklenicileri etkiler. 3 alt kategoride incelenebilir; 

• İş yeri yaralanması 

• ilk yardım yaralanması: konsantrasyon kaybı, insan hatasından dolayı bir yerini kesme, ayağın takılması, küçük yaralanmalar dâhil, en basit risk tipidir. 

• kayma ve düşme, kimyasal gazları ortadan kaldırmak bir pratisyenin müdahalesini gerektiren tıbbi olarak tedavi edilen yaralanmalar. Yaralanmış çalışan ya yerinde tedavi edilir, ya da bir sağlık 

merkezinde tedavi edilerek aynı vardiyada tekrar işine gelir ve efektif olarak yaralanmadan dolayı zaman kaybetmez. Tıbbi tedavi yaralanması (MTI) ilk yardım yaralanmasından daha yüksek bir şiddete sahiptir. 

• kayıp zaman yaralanması (LTI): bu alt kategori, MTI’dan daha yüksek bir şiddete sahiptir. Şu ana kadar endüstride en yüksek maliyetlerden biridir. Rehabilitasyon süresi bir veya iki günden birkaç aya uzayabilir. Çalışanın finansal riski, iş kazası sigortası ile azaltılır. İşveren maliyetleri olabildiğince yüksektir. Görünen ve görünmeyen maliyetler aşağıdaki gibidir: 

Sakatlık: Şu ana kadar, işveren ve çalışana yüksek maliyetli, iş yeri yaralanmasındaki en ciddi şekildir. Tüm makul pratik araçlarla önlenmelidir. Sakatlık yaralanmaları, rutin endüstriyel proseslerde kaza sapmalarından meydana gelebilir. 

(1) Tespit edilmiş olan tehlikelerin her biri ayrı ayrı dikkate alınarak bu tehlikelerden kaynaklanabilecek risklerin hangi sıklıkta oluşabileceği ile bu risklerden kimlerin, nelerin, ne şekilde ve hangi şiddette zarar görebileceği belirlenir. Bu belirleme yapılırken mevcut kontrol tedbirlerinin etkisi de göz önünde bulundurulur. 

(2) Toplanan bilgi ve veriler ışığında belirlenen riskler; işletmenin faaliyetine ilişkin özellikleri, iş yerindeki tehlike veya risklerin nitelikleri ve iş yerinin kısıtları gibi faktörler ya da ulusal veya uluslararası standartlar esas alınarak seçilen yöntemlerden biri veya birkaçı bir arada kullanılarak analiz edilir. 

(3) İş yerinde birbirinden farklı işlerin yürütüldüğü bölümlerin bulunması hâlinde birinci ve ikinci fıkralardaki hususlar her bir bölüm için tekrarlanır. 

(4) Analizin ayrı ayrı bölümler için yapılması halinde bölümlerin etkileşimleri de dikkate alınarak bir bütün olarak ele alınıp sonuçlandırılır. 

(5) Analiz edilen riskler, kontrol tedbirlerine karar verilmek üzere etkilerinin büyüklüğüne ve önemlerine göre en yüksek risk seviyesine sahip olandan başlanarak sıralanır ve yazılı hale getirilir. 

Risklerden Korunma İlkeleri 

 Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. 

 Risklerle kaynağında mücadele etmek. 

 Teknik gelişmelere uyum sağlamak. 

 Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. 

 Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. 

 Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. 

 Çalışanlara uygun talimatlar vermek. 

Riskler belirlenirken; 

• Stratejik gaye ve hedeflerin gerçekleşmesini engelleyen durumlar, 

• Faaliyetlerin başarısızlıkla sonuçlanmasına sebep olabilecek iş ve işlemler, 

• Organizasyonun faaliyetlerini gerçekleştirmedeki zayıf yönleri, 

• Korunmada öncelikli varlıklar, • Yolsuzluğa veya usulsüzlüğe meydan verebilecek faaliyetler, 

• Yüksek harcama yapılan faaliyetler, • Takdire dayanan kritik kararlar ve görevler, 

• Karmaşık olan faaliyetler ve süreçler, • Cezai yaptırımları bulunan faaliyetler, 

• Organizasyonun faaliyet alanında yer alan ve ileri derecede teknik uzmanlık gerektiren işler, 

• Kuruma ait gizli bilgilere erişim sağlandığı görevler, • Yeni departmanların veya görevlerin ortaya çıkması, 

• Kurumsal boyutta yeniden yapılanma; 

Yönlendirici kontroller: Belirli bir sonuca ulaşmayı sağlamak için yapılan bilgilendirme, davranış şekli belirleme gibi dolaylı faaliyetlerle riskleri kontrol etme biçimidir. Çalışanlara, kişisel koruyucu donanımların kullanılmasının önemi hakkında eğitimler verilmesi gibi. 

Önleyici kontroller: Risklerin, organizasyon için ortaya çıkaracağı tehlikeleri sınırlamak ve istenmeyen sonuçların ortaya çıkmasını minimize etmek için faaliyetler gerçekleşmeden önce yapılması gereken kontrollerdir. İş yerlerinde yapılan denetimler, kaza meydana gelmeden önce kazaya sebep olabilecek parametrelere karşı çalışanları uyarmak gibi. 

Düzeltici kontroller: Risklerle birlikte ortaya çıkan tehlikelerden kaynaklanan istenmeyen sonuçların etkisini azaltmaya/düzeltmeye yönelik kontrollerdir. Bozulan malzemenin garanti kapsamında yenilenmesi gibi. 

Tespit edici kontroller: Risklerin gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zararın ve riski ortaya çıkaran sebebin tespit edilebilmesi amacıyla yapılan kontrollerdir. Kaynaktan çıkan dumanın, kıvılcımın, ışığın çevrede meydana getirdiği zararın veya hasarın tespiti, iç denetim raporları gibi. 

Risklere uygun yöntemler ve uygulamalar belirlenirken şu hususlara dikkat edilmesinde fayda bulunmaktadır; 

Kontrol faaliyetlerinin risklerle uyumlu ve orantılı bir şekilde seçilmesi, 

Kaynakların etkili, ekonomik ve verimli kullanılması için fayda-maliyet analizi yapılarak risklere uygun kontrol faaliyetleri ve çözümlerin getirilmesi, 

Risk yönetim sürecinde; alternatiflerin belirlenmesi, en uygun olanına karar verilmesi, uygun planların hazırlanması, uygulamaya geçilmesi ve riske yönelik yönetim stratejilerinin belirlenmesi önemlidir. 

Belirsizlik: Belirsizlik, riskin temel bir bileşenidir. Risk değerlemenin amacı ise belirsizliği tanımlamaktır. Literatürde farklı risk tanımları farklı alanlar için yapılmıştır. Genelleme yapılacak olursa her riskin özünde belirsizlik bulunmaktadır. Belirsizlik, bir olayın farklı alternatif sonuçlarının olabileceği ve bu sonuçların olasılıklarına yönelik bilginin bulunmaması durumunu tanımlamaktadır.